Roman Sanatı

ROMAN SANATI

Roman, batı medeniyetlerinin ürettiği en büyük sanatlardan biridir. Günümüzde de roman sanılanın aksine krizde değildir. Yeni anlatım teknikleri, farklı üsluplar ve konular roman sanatını sağlıklı, neşeli ve uzun ömürlü kılmaktadır.

1970–80 arasında roman
Türkiye 1930’lardan itibaren şehirleşmeye başladığı halde bir köy edebiyatı hep var olmuştur. Bunun temel nedenlerinden biri 1960’larda solun yükselmesidir. Yazar(Orhan Pamuk) beklide ilk burjuva hayatını anlatan romanları yazan kişidir. O, İstanbul Nişantaşı’nda ki varlıklı insanların romanını yazmış, bu nedenle kendini kabullendirememe sorunuyla karşı karşıya kalmıştır.

Roman ve kişisel alem
Türk romanında geleneksel olarak hep aynı konular işlenmiştir. Okuyucuların aklına gelmeyen hiçbir şey romanda yer almamaktadır. Bu Türk romanına zarar vermektedir. Bu tarz yazarlara göre dünya yorumlanacak bir yer değildir. Onlara göre zaten her şey açıktır. Yapılması gereken sadece bu dünyaya yeni kahramanlar yerleştirmektir. Orhan Pamuk’a göre bu anlayış, Türk romanının dünyada kabul görememesinin temel nedenlerinden biridir.

Türk Romanı
Türk Romanında oldukça başarılı yazarlar vardır. Ancak bunların sayısı oldukça azdır. Orhan Pamuk’ta bu yüzden diğer Türk yazarlardan roman tekniği değil yazarlık tavrı hakkında bir bilgi edinmiştir.

Tarihi Roman
Romanda anlatılanlar ne kadar gerçekle bağdaşıyor? Bu soru tarihi romanların başlıca sorunlarından biri olarak görülür. Pamuk’a göre ise tarih, günümüz gibi anlaşılması gereken bir yer değildir. Sadece bir imge deposudur.

Modern Roman Teknikleri
Günümüz dünyası geçmişe nazaran neden-sonuç ilişkisini kuramadığımız bir dünyadır. Bu nedenle 20.yüzyılın romanlarında,19.yüzyılın iyimserliğini bulmak imkânsıdır. Bu nedenle yazar yeni anlatım teknikleri geliştirmelidir. Değişik kurgu anlayışı gibi farklı teknikler romanı hep güncel tutmaktadır.

Roman ve Alegori
Günümüzde okuyucular her kelimeden birer simge çıkarma peşindedirler. Oysaki çoğu yazar bunu yapmaz, hatta karşıdır. Hikâyedeki dünya yaşadığımız dünyadan daha olağan üstü bir yer değildir.


Şirin’in şaşkınlığı
Okuduğumuz herhangi bir hikâyeyi, başka birine anlattığımızda kendi üslubumuzu kullanırız. Hikâye ne kadar farklı yazılmışsa yazılsın, onu anlattığımızda o artık bizim olur. Ona kendi stilimizi veririz.


ONUR ÇOBAN
İstanbul Üniversitesi
RTS 4.SINIF

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder