Kayıtlar

Şubat, 2009 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

81. Oscar Ödül Töreni

Resim
2009 yılının en iyi filmleri sahiplerini buldu. 81. oscar ödüllerini kazananlar şöyle, EN İYİ FİLM : Slumdog Millionaire - Christian Colson EN İYİ ERKEK OYUNCU : Sean Penn - Milk EN İYİ KADIN OYUNCU : Kate Winslet - Reader EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU : Heath Ledger - Dark Knight EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU : Penélope Cruz - -Vicky Cristina Barcelona EN İYİ YÖNETMEN :Danny Boyle - Slumdog Millionaire EN İYİ SENARYO : Milk EN İYİ UYARLAMA SENARYO : Slumdog Millionaire EN İYİ SİNEMATOGRAFİ : Slumdog Millionaire EN İYİ SANAT YÖNETMENİ : Curious Case of Benjamin Button EN İYİ KOSTÜM : Duchess EN İYİ SES : Slumdog Millionaire EN İYİ KURGU : Slumdog Millionaire EN İYİ SES KURGUSU : Dark Knight EN İYİ GÖRSEL EFEKT : Curious Case of Benjamin Button EN İYİ MAKYAJ : Curious Case of Benjamin Button EN İYİ ŞARKI : Slumdog Millionaire - "Jai Ho" EN İYİ MÜZİK : Slumdog Millionaire EN İYİ KISA ANİMASYON : Maison en petits cubes EN İYİ KISA FİLM : Spielzeugland EN İYİ KISA BELGESEL : Smile ...

POSTMODERNİZM VE SİNEMA -1

POSTMODERNİZM VE SİNEMA YAZAN: Onur ÇOBAN İSTANBUL 2008 İÇİNDEKİLER: 1. BÖLÜM: MODERNİZM VE POSTMODERNİZM KAVRAMLARI 2.BÖLÜM: POSTMODERNİZM VE SİNEMA 3.BÖLÜM: POSTMODERN FİLM ÖRNEKLERİ 1.BÖLÜM: MODERNİZM VE POSTMODERNİZM KAVRAMI Günümüzde çok sık tekrarlanan bir sözcük olan postmodernizm kavramı mimariden, sosyal bilimlere kadar çok sayıda konuyu derinden etkilemiştir. Bu konulardan bir kuşkusuz sanattır. Postmoderizm ve sanat ilişkisi müzikten televizyona, edebiyattan sinemaya kadar çok çeşitli bir süreç içerisindedir. 20.yüzyılda çok büyük gelişmeler göstermiş olan sinema bu açıdan dikkat çekicidir. Postmodernizim ve sinema ilişkisinin tam olarak anlaşılması için postmodern kavramı üzerinde durulması gerekmektedir. www.onurcoban.com Postmodernizm, modernizme bir alternatif olarak doğmuştur. Postmodernizmin kelime anlamı; “19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başlarındaki modernist arayışın canlılığını kaybetmesinden sonra ortaya çıkan üslup ve yönelişlerin adı...

Postmodernizim ve Sinema -2

Postmodernizim ve Sinema -2 Yazan: Onur ÇOBAN NOT: Lütfen öncesi için yukarıya bakın... 2.Bölüm: POSTMODERNİZM VE SİNEMA Sinema, icadından beri kendini sürekli geliştirmektedir. Bu gelişim dönemlerinde sosyal ve siyasal olaylardan da etkilenmemesi imkansızdır. Bu bağlamda modernizm ve postmodernizm sinema ile derin ilişkiler halinde olan kavramlardır, denmesi doğru bir tespit olacaktır. Sinemanın ilk yıllarındaki döneme baktığımızda modernizmin etkisi gözükmektedir. Yurttaş Kane gibi klasik modernist filmlerde bu durum gözükmektedir. Yurrtaş Kane’de, bir muhabir Kane’nin hayatının ve kişiliğinin muammasını çözmek amacıyla, onu tanımış olanlardan farklı anıları ve perspektifleri bir araya getirir. Postmodern sanat özellikle televizyonun ve video teknolojisinin gelişimiyle hız kazansa da sinemada da etkisi oldukça fazla olmuştur. Walter Benjamin’in “Mekanik Röprodüksiyon Çağında Sanat Yapıtı” adlı makalesinde bahsedilen gerçeklik kavramı bu tür filmler için çok önemlidir. Benjamin’i...

Postmodernizm ve Sinema -3

Not: Lütfen önceki bölümleri için yukarıya veya en alttaki linklere bakınız. Postmodernizm ve Sinema -3 Yazan: Onur ÇOBAN 3.bölüm:POSTMODERN FİLM ÖRNEKLERİ Postmodernist sinemayı incelerken örnek gösterebilecek filmler üzerinden gitmek daha olumlu sonuçlar doğuracaktır. Postmodern öğelere sahip olan filmlere baktığımızda, kimisinin tamamen postmodern olarak nitelendirebileceğimiz özellikleri olsa da kimisi sadece bazı özellikleri ile bu kapsamda değerlendirilebilinir. Bu bölümde her iki türden filmler temel özellikleriyle anlatılmaya çalışılacaktır. www.onurcoban.com Steven Connor ve David Harvey postmodern sinemadan bahsederken en çok David Linch üzerinde durmuşlardır. Özellikle Linch’in 1986 tarihli Mavi Kadife (Blue Velvet) adlı filmi postmodern sinemaya çok güzel bir örnektir. Mavi Kadife’nin başrollerinde Kyle MacLachlan, Isabella Rossellini, Dennis Hopper ve Laura Dern yer almaktadır. Filmin orijinal ismi Blue Velvet, şarkıcı Bobby Vinton' un aynı adlı şarkısından alınmı...

An American in Paris - 1951

Resim
Klasik müzikallerin en prestijli eserlerinden biri... Gene Kelly’nin başrolunu üstlendiği tüm zamanların en başarılı müizkllerinden biri olan An American in Paris (Paris’te Bir Amerikalı) ingilizce ve fransızca diyaloglar içermektedir. 3 karakter üzerinden giden bu filmde; Amerikalı bir ressam, bir müzisyen ve Fransız bir şarkıcı anlatılmaktadır. Filmin hemen başında bu karakterler dış ses olarak tanıtılır. Ardından filmdeki baş kadın oyuncu izleyiciye anlatılmaktadır. Bu karakter, kitap okumayı seven sempatik bir kişilik çizmektedir. Film adından da anlaşıldığı gibi Paris’te geçmekte...(elbette dekorlar eşliğinde) Ancak yine de American kültürü bu filmde bolca anlatılan bir konu. Film zengin bir kadının Jerry'nin resimlerini sevmesi ve ona yardım etmesiyle devam ediyor. Gittikçe onun tüm yaşamını şekillendiren ve ona parlak bir kariyer veren bu kadın ressamı sevmeye başlıyor. Ancak ressam tanıştığı genç kıza aşık oluyor. Arkadaşı olan Fransız şarkıcının da aynı kızı sevmesiyle ...

In a Lonely Place - 1950

Resim
"Beni sevdiğin o birkaç haftada yaşadım. ” In a Lonely Place, usta yönetmen Nicolas Ray’in 1950 tarili bir yapımı. Başrolerinde Humphrey Bogart ve Gloria Grahame'ın yer aldığı bu eser sinema tarihinin en başarılı filmlerinden biri olarak gözükmektedir. Bizde "Tehlike İşareti" olarakta bilinen bu film, başarılı bir kara film örneğidir aynı zamanda. Film bir süredir çokta başarılı olamayan bir senaristin öyküsünü anlatır. Dix Steele (Bogart) bir cinayet suçundan şüpeli duruma düşer. Ancak komuşusu Laurel Gray, onunla o gece birlikte olduğunu söyleyerek Dix'i korur. Bu yardımlaşma zamanla bir aşka dönüşür. Ancak Dix, oldukça agresif bir kişiliktir. Zaman zaman insanlara saldırmakta, sinir krizleri geçirmektedir. Polisin olayı araştırması sürerken Laurel, Dix'ten şüphelenmeye başlar. Bu ikisi arasındaki ilişkiyi iyice gerilimleştirir. Casablanca'daki rolüyle tezat oluşturabilecek bir karakter çizen Bogart, sinirli yazar rolünde çok başarılıdır. İzleyeci bile ...

Johnny Guitar -1954

Resim
"-Unuttuğun kaç erkek oldu? -Senin hatırladığın kadınlar kadar?" Nicholas Ray’in 1954 tarihli bu western yapımı, yönetmenin farklı bakış açısıyla dikkat çekiyor. Filmden yıllar sonra bile bir stereotipe dönüşen beyaz atlı gitar çalan kovboyu bu filmde izleme şansı buluyoruz. İçinden demiryolu geçecek olan bir kasabada bir rant mücadelesi yer almaktadır. Bu mücadeleye destek vermeyen ve bir hanı işleten Vienna, kasabalıların düşmanlığını çeker. O sırada buraya gelen ve Vienna'nın eski sevgilisi olan Johnny "Guitar" Logan, bu gerilimli durumun orta yerine yerleşir. Filmde kasabalıları yöneten Emma, Vienna ile soğuk bir savaş halindedir. Filmde, yabancıları istemeyen bir toplum yapısı gösterilmiş. Westernler için klasik bir konuda olsa bu durum filmin çekildiği yıllar göz önüne alındığında senatör McCarthy'nin baskıcı bakış açısını hatırlatıyor. Genellikle erkek egemen bir dünya düzeni çizen Vahşi Batı filmlerinin aksine bu eserde kadınlar arası mücadele gözle...