Kayıtlar

2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Kramer vs Kramer - 1979

Resim
Yumurtalı Ekmek eşliğinde bir aile dramı... Başrollerini Dustin Hoffman ve Meryl Streep'in baylaştığı 1979 yapımı Robert Benton filmi Kramer vs Kramer... Ted Kramer (Hoffman) iş kolik bir reklamcıdır. Ailesini çok sevsede işi her şeyden önce gelmektedir. Eşi Joanna Kramer (Streep) ise ev kadınlığından sıkılmış biridir. Rutinleşen yaşamına daha fazla dayanamayan Joanna eşini ve çocuğunu terk ederek oradan uzaklara taşınır. Oğluyla tek başına kalan Ted, ne yapacağını bilemez. Kahvaltı hazırlamayı bile beceremeyen Ted bir yandan evi tek başına geçindirmeye çalışırken, bir yandan da yoğun iş temposuna ayak uydurmaya çalışır. Zamanla Joanna'nın çocuğu için velayet davası açması ve bu sırada Ted'in işten kovulmasıyla işler daha da karışır. Bir aile filmi olan bu yapım 1970'li yılların tüm öğelerini içinde barındırıyor. Değişen aile yapısı, cinsellik, modern yaşam ve klasik sinemaya göre farklı konusu...Günümüzde konu artık sıradanlaşmış olsa da bu türün ilklerinden olduğu u...

Close Encounters of The Third Kind - 1977

Resim
Üçüncü Türden Yakın İlişkiler Steven Spielberg tarafından 1977 yılında çekilen bilimkurgu klasiği "Close Encounters of The Third Kind" dost uzaylı temasıyla ağır basmakta. Spielberg'un ilk yıllarında sıklıkla üstünde durduğu insanlarla dost olmak isteyen dünya dışı varlıklar konusu bu filmde de başarıyla gerçekleşmiş. Bir örneğinde E.T. filminde gördüğümüz bu tarz yapımları ne yazık ki terk eden Spielberg artık daha "kanlı" filmlere yönelmiş durumda. Richard Dreyfuss ve usta fransız yönetmen François Truffaut'nun başrollerini paylaştığı film, dünyayı ziyaret etmeden önce bazı mesajları ileten uzaylıları anlatıyor. 1945 yılında kaybolan savaş uçaklarının hiç zarar görmeden geri dönmesini araştıran bilim adamları, Gobi Çölünde bulunan gemiyi ve diğer ilginç mesajları inceliyorlar. Sonunda bir ABD kasabasında uzaylıları gördüğünü iddia edenlerle konuşuyorlar. Bu kasabada yaşayan bazı kişiler bir gece uçan gök cisimlerini görüyorlar. O andan itibaren hayatları...

The Day the Earth Stood Still - 1951

Resim
Dünyanın Durduğu Gün The Day the Earth Stood Still (Dünyanın Durduğu Gün) 1951 yılında çekilen Robert Wise'ın yönettiği bilimkurgu filmi. 2008 yılında Keanu Reeves'in başrolunu oynadığı bir versiyonu da çekilen bu film, tüm zamanların en iyi filmlerinden biri olarak gösterilmektedir. 1951 tarihli versiyonunda Michael Rennie ve Patricia Neal başrolleri paylaşmaktadırlar. Uzay gemisiyle dünyaya gelen Klaatu, dünyadaki savaşların sona ermesi için bir elçi görevini üstlenmektedir. Amacı dünyadaki tüm devlet başkanlarıyla görüşüp onlara savaşın dünyayı nasıl yok edebileceğini anlatmaktır. Ancak uzaydan gelen Klaatu'da herkes korkar. Uzay gemisi askerlerce çevrilir. Sonunda yaralanan Klaatu, hastaneye kaldırılır. Uzay gemisinde ise dev robot Gort yeralmaktadır. Yenilmez olan Gort gerektiğinde gözünden çıkan lazerle her türlü savaş aracına karşı koyabilecek bir yapıdadır. Onu durdurabilecek tek şey "klaatu barada nikto" adlı şifredir. Uzay elçisinin kendisini daha iyi ...

The Thief of Bagdad - 1924

Resim
"Sessiz Sinemada bir üst yapım" "The Thief of bagdad" "Bağdat Hırsızı" 1924 yılında Raoul Walsh tarafından çekilen sinemanın ilk büyük yapımlarından biri. Yazarlıktan, başrol oyunculuğuna kadar her alanda filme büyük katkısı olan Douglas Fairbanks, bu filmin belki de gerçek sahibi. Yapıldığı yılla göre çok uzun olan( 2 buçuk saat) bu filmde boyama tekniğiyle kısmen renklendirme kullanılmıştır. Filmin atmosferine göre yer yer kırmızı yer yer koyu renkler dikkatleri çeker. Film ortadoğuya özgü bir konu içermektedir. Sinbad hikayesiyle örtüşen bu filmde, Fairbanks başına buyruk bir hırsız olarak bağdatta dilediğince yaşamaktadır. Bir gün gizlice girdiği sarayda prensesle karşılaşması hayatını değiştirir. Kendini prens gibi gösteren hırsız prensesle evlenmek ister. Sonunda Prensesle evlenmek isteyen diğer 3 soylu prensle bir yarışa tutulur. Buna göre prensese en inanılmaz hediyeyi getiren onunla evlenebilecektir. Hırsız, prenses için uzaklara gider, dev canav...

Safety last - 1923

Resim
"Önce değil en son güvenlik" "Önce güvenlik" adlı kuralı ti'ye alırcasına Safety last ismin alan bu film sinemanın ilk döneminin en büyük oyuncularından Harold Llody un oynadığı bir film. Dönemin komedi anlayışının özelliklerine göre çekilen bu sessiz film (yüksek aksiyon, akrobatik unsurlar içeren oyunculuk, abartılı hareketler) bu günde etkisini izleyicilere göstermekte. Filmin açılış sahnesinde sanki bir hapisane izlenimi veren tren sahnesi filmin türünü daha ilk planda hissetiriyor. Zengin olmak için büyük şehre gelen Harold Llody, ne yazık ki istediği seviyeye ulaşamıyor. Arkadaşıyla beraber kaldığı evin kirasını ödememek için duvada asılan bir paltoya saklanması gerekiyor!!!(Cidden görülmesi gereken bir sahne) İş yerinde tezgahtarlık yapıyor. Ancak sevdiği kıza yalan söylüyor. Bir gün kız arkadaşı şehre geliyor ve onu iş yerinde ziyaret ediyor. İşte bu sahnelerde komedi unsuru ön plana çıkıyor. Bu sırada gerçek patron şirketi kurtaracak bir plan arıyor. ...

Bringing up Baby - 1938

Resim
Bazı bebekler cidden tehlikelidir:) Howard Hawks'ın yönettiği 1938 tarihli "Bringing up Baby" (bizdeki adıyla Tehlikeli Bebek) siyah beyaz, screwball komedi filmlerinin belkide en iyisi. Başrollerde Katharine Hepburn ile Cary Grant'ın yer aldığı bu film screwball komedilerine özgü; kadın-erkek ilişkileri ve yüksek dozda diyalog anlayışına sahip ciddi bir güldürü... Saçı bile bozulmayan karizmatik jön rollerinde görmeye alıştığımız Cary Grant bu filmde saf, idealist bilimadamı rolünde cidden başarılı. Ancak filmin kuşkusuz en iyi oyuncusu sürekli sakarlık yapan, kız rolünde büyüleyen Katharine Hepburn'dür. Hepburn bu filminde sempatikliği ve bilimadamını çıldırtmasıyla dikkatleri çeker. Dinazor kemikleri üzerine çalışan Dr.Huxley, sponsor arayışı içerisindedir. Evliliğe hazırlanan doktor, projesini tamamlamasına bir iki kemik kala, zengin birinin avukatıyla görüşür. Ancak bu sırada karşılaştığı Susan Vance(Hepburn) tarafından işler iyice karışır. Bu sahneden sonr...

A Nous La Liberte

Resim
Chaplin'e ilham veren film... 1931 yapımı bu Fransız filmi Rene Clair'in yönetimiyle çekilmiştir. Gerek konusu gerekse bazı planlarıyla Charles Chaplin'in "Modern Times" filmini hatırlatan bu eser; ne yazık ki yeterince bilinmemektedir. Oysaki Modern Times'tan önce çekilen bu filmden Chaplin'in esinlediği birçok kişi tarafından kabul edilir. Buna rağmen Chaplin, bu filmi kendi filmini yapmadan önce izlemediğini söylemiştir. Tartışmaya son noktayı ise Rene Clair koymuştur. "Chaplin, eğer benim filmimden etkilendiyse cidden bundan onur duyarım" Film 1930'lu yıllarda 2 aylak adamın başından geçeni anlatmaktadır. Bu iki arkadaş beraber hapisten kaçmaya çalışmaktadır. Ancak sadece biri kaçabilir. Aradan yıllar geçince hapisten çıkan aylaklardan biri, diğerinin dev bir montaj fabrikasının sahibi olduğunu öğrenir. Önce diğer adam biraz tereddüt etsede arkadaşına sonunda sahip çıkar. Bu arada hapisten çıkan adamın bir kıza aşık olması ve onun peşinde...

The Sound Of Music

Resim
Do bir külahta dondurma, Re masmavi bir dere :) 1965 yılında oscarları alıp götüren Robert Wise imzalı "The Sound of Music" müzikal filmler içerisinde ilk akla gelenlerden... Yanlış bir çeviride olsa bizde bilinen adıyla "Neşeli Günler", cidden izlerken neşe duyacağınız bir eser. Bizde birebir uyarlaması da yapılan bu film 3 saatlik süresiyle de dikkat çekiyor. Film 2.Dünya savaşı öncesi Avusturya'da geçiyor. Ünlü müzikal oyuncusu Julie Andrews, manastırda yaşayan rahibe adayı genç bir kızdır. Ancak rahibe olmak için belkide fazla müzikle haşır neşirdir. Zaman zaman manastırdan kaçıp dağlara gimekte ve orada şarkılar söylemektedir. Ne yapacağını bilemeyen baş rahibe bir gün "uslanması" için onu bir malikaneye "mürebbiye" olarak gönderir. Genç kızın( Maria) gittiği ev Avusturya'nın ünlü bir donanma kaptanının evi. Christopher Plummer'in oynadığı kaptan oldukça zengin ve disiplin hastası bir karakter. Eşini kaybettiği için onu hatırlat...

My Fair Lady

Resim
İspanya'da Yağmur Her yer Çamur :) 1964 yılında George Cukor tarafından çekilen ünlü müzikal "My Fair Lady" ülkemizde de defalarca çekilen bir konuya sahip olsa da, özellikle unutulmaz müzikleri eşliğinde Audrey Hepburn ve Rex Harrison'un (ki oscar aldı) oyunculuklarıyla tam bir görsel şölen. Çoğu müzikal film gibi bir sahne gösterisinden filme aktarılan bu müzikal, aslında George Bernard Shaw'ın 1913 tarihli "Pygmalion" adlı oyunundan uyarlamadır. Film iki ünlü dilbilimcinin bir çiçekçi kızı "değiştirip" onu bir "Lady" gibi, saraydaki bir davete sokma konusunda girdikleri bir "iddia" üzerine şekillenir. Hepburn'un oynadığı çiçekçi kız, sınıfsal ayrımın çok üst boyutlarda olduğu 19.yy'da alt bir sınıfa mensup olan, fakir ve kelimenin tam anlamıyla İngilizceyi batıran bir genç kızdır. Aslında İngilizce'nin İngilizler tarafından bile berbat bir şekilde söylenmesi Harrison'un oynadığı züppe dilbilimciyi çıldırtm...

TRAGEDİA

TRAGEDİA Bir kahramanın yaşadığı kederli yada korkunç olayları ve kahramanın kaçınılmaz yenilgisini ciddi ve yüceltilmiş bir dille anlatan sahne yapıtına trajedi(tragedia)denir. Trajedinin kökenleri Yunan bereket ve şarap tanrısı Dionysos için yapılan şenliklere değin gider.Atina’da her yıl yapılan bu şenliklere değin gider.Atina^da her yıl yapılan bu şenliklerde tiyatro yarışmaları da açılırdı.”Keçi şarkısı” anlamındaki trajedi sözcüğü,yarışmada birinci olan yazara ödül olarak verilen keçiden ya da oyuncuların giydiği keçi postalarından türemiş olabileceği gibi,tören sonunda kurban edilen keçiden de kaynaklanmış olabilir. Trajedi ile bağbozumu törenleri arasında daha derin bir ilişki vardır: Bu törenler, topluluğun ölümle, mevsimlerin geçiciliğiyle yüzleştiği deneylerdi; trajedi de yenilgi ve ölümün kaçınılmazlığı temasını işler.Ağır ve yüce üslubu da buradan gelir.İnsanın ancak ölüm karşısında benimseyebildiği ciddiyet, trajedinin ayırıcı özelliği­dir.Bir başka özelliği de, bir ki...

Melodram

MELODRAM Batı tiyatrosunda, gerçek ya¬şamda olamayacak bir olay örgüsü içinde erdemli kişilerin kötülerin elinden çektiği acılan anlatan ve erdemin zaferiyle sona eren duygusal drama melodram adı verilir. Soylu kahraman, acı çeken kadın, taş kalplı hain gibi temel tipleriyle, karakter gelişiminden çok sansas¬yonel olaylara ve gösterişli sahne düzenleri¬ne ağırlık verir. Müzikte ise melodram,müzik eşliğinde okunan dizeler anlamına gelir. Tiyatro oyunu olarak melodramın genel¬likle Fransa'da, Jean Jacques-Rousseau'nun ilk kez 1770'te sahnelenen Pygmalion'unun(1762) etkisiyle doğduğu ve o dönemin politik ve toplumsal bakımdan altüst olmuş İngiliz gotik romanıyla Alman coşkunluk akımı ve romantizminin etkisine açık ortamında yayıldığı kabul edilir. Müziği ve sahne efektleriyle 18. yüzyıl melodramının öncüsü ve baş temsilcisi Guilbert de Pixerecourt idi. Bir başka seçkin melodram yazarı da Menschenhass und Reue'siyle (1789-90 kin ve Pişmanlık) Alman von Kotzebue’ydi. She...

Komedia

KOMEDİA Yüzyıllardır. birçok yapıtın özelliklede sahne sanatlarının ilgisini çeken Komedia eski Yunan’dan beri etkisini hiç kaybetmeden sürdürmektedir. Komedia (Yunanca komos: "eğlence", "Şen­lik"), insanların ve olayların gülünç yanları­nı ortaya koyan sahne yapıtı anlamına gelmektedir. Eski Yunan tiyatrosundan beri trajedinin karşıtı sayılır. Dar anlamıyla slapstick ve fars gibi başka güldürü biçimlerinden ayrılır. Komedia’nın kayna­ğında Yunan bereket tanrısı Dionysos onu­runa düzenlenen şenlikler vardır. Aristote­les Peri poetikes'te (Poetika, 1961, 1984) komedia’nın Dionysos için yapılan ayinlerde söylenen fallik şarkılardan kaynaklandığını ve başlangıçta trajedi gibi komedia’nın de doğaçlamaya dayandığını belirtir. Trajedi­nin geçirmiş olduğu aşamalar üzerine bazı bilgiler olmasına karşılık, komedia pek ciddi­ye alınmadığı için gelişimi de dikkatlerden kaçmıştır. Trajedi ile komedia arasında yapı­lan bu ciddi-ciddi olmayan ayrımı, Aristote­les'i...

Ugetsu Monogatari - 1953

Resim
"Yağmurdan sonraki soluk ve gümüş ayın öyküleri" Ugetsu Monogatari 1953 yılında Kenji Mizoguchi tarafından çekilen siyah-beyaz film...Venedik Film Festivali'nden ödülle dönen bu film, 16.yy'da Japon iç savaşı ve bu savaşta zarar gören köylülerin arasında geçiyor. Film, komşu iki ailenin öyküsünü fantastik öğeler eşliğinde ekrana taşıyor. Biri çömlekçilik yaparak zengin olmak isteyen, diğeri ise savaşçı bir samuray olma arzusu güden iki adamın, aileleriyle olan ilişkisinin nasıl değiştiği gözler önüne geliyor. Japon iç savaşı sırasında düşman askerlerinin yağmasına uğrayan köylerinden kaçmak zorunda kalan bu aileler, mecburen kırsala kaçıyorlar. Ardından çömlekçi adam eşi ve çocuğunu bırakıp elinde kalan mallarını satmak için şehre gidiyor. Onunla beraber gelen diğer adam ve eşi başlangıçta ona yardım etsede kendi kaderlerine doğru yol alıyorlar. Hikaye burada ikiye ayrılıyor. Çömlekçi adam, bir satış sırasında gördüğü zengin bir kadından etkileniyor. Onunla büyük ma...

Tokyo Monogatari (1953)

Resim
"Hayat insanı düş kırıklığına uğratıyor değil mi?" Tôkyô monogatari (Tokyo Story-Tokyo Öyküsü) 1953 yılında Japon yönetmen Yasujiro Ozu tarafından çekilen unutulmaz başyapıt... Ozu'nun klasik anlatı yapısına dahil olan bu film kimilerine göre çok "yavaş" kimilerine göre hayatın ta kendisi...Bu kadar zıt yorumlar almak bu filmin asıl başarısını oluşturuyor belki de... Tokyo Öyküsü, Popüler sinemanın aksine, hayattan bağımsız bir öykü anlatmaz. Bu filmde seyirciyi etkileyecek suni gerilimler, olay akışını komple değiştirecek kırılma noktaları ve "deus ex machina" gibi beklenmedik durumlar yoktur. Film, hayatı olduğu gibi yalın belki de bir o kadar da "sıradan" verir. Bu durum popüler sinema izleyicisi için oldukça yadırgayıcıdır. Oysa Tokyo Öyküsü, yalın da olsa kendine bağlayan bir hikaye sunar. 2. Dünya Savaşı sonrasında değişen Japonya'nın arka planda durduğu filmde, yaşlı bir çiftin çocuklarını ziyarete Tokyo'ya gitmeleri anlatılır....

Monsieur Verdoux

Resim
Chaplin'i hiç böyle görmediniz... Monsieur Verdoux, 1947 yılında çekilen bir kara-komedi. Yönetmenliğini ve başrolünü üstlenen Charles Chaplin, alışılmış "Şarlo" tiplemesinden çok uzakta bir film ile seyircinin karşısına çıkıyor. Filmin öyküsü aslında Orson Welles'e ait olsa da Chaplin öykünün haklarını satın alıyor ve filmi senaryolaştırmaya başlıyor. Sonuçta ortaya Chaplin'in en zeki filmim dediği eser ortaya çıkıyor. Film aynı zamanda "Mavi Sakal" isimli eserden de besleniyor. 1929 yılında tüm dünyayı etkisi altına alan "Büyük Bunalım" yıllarından sonra işsiz kalan ve eşi ile çocuğuna bakmak zorunda kalan bir adamın, para kazanmak için zengin kadınları kandırıp onların parasını alması filmin konusunu oluşturuyor. Ancak bu öykü Chaplin'in zekice espirileriyle işleniyor. Kahramanımız Henri Verdoux, gerekirse "yeni" eşlerini öldürebilecek kadar acımasız da olsa böceklere zarar vermekten çekinen, aşkını çok güzel anlatabilen, er...

ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ-1

ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ T.C. İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ RADYO TELEVİZYON SİNEMA BÖLÜMÜ HAZIRLAYAN: Onur ÇOBAN İSTANBUL 2008 ÖZET Toplumu oluşturan en önemli yaş gruplarından biri olan çocuklar hayatları boyunca birçok reklam markaları ile karşı karşıya kalmaktadır.Özellikle televizyon ve internetin yaygınlaştığı 21.yüzyıla gelindiğinde çocukların reklam medyalarıyla olan ilişkilerini irdelemek daha büyük önem taşımaktadır. Marka kavramının doğru olarak tanımlanarak markalaşmanın ne olduğunu açıklamak ve bunun çocuklarla olan ilişkilerini irdelemek çocuk-reklam etkileşimi için çok önemlidir.Çocuklara yönelik olan programlarda sunulan reklamlardan etkilenen bu şahıslar kendilerine sunulan ürünleri bir tüketim bilinci içerisinde bilinçaltlarına almaktadırlar.Bu açıdan bakıldığında bu tür programlardaki reklamlar dikkat çekicidir.Çocuklara yönelik olan programlarda çocukların tüketimine uygun olarak hazırlanmayan ü...

ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ-2

Not:Lütfen Başı için diğer bölümleri okuyunuz. ------------------------------------------------- ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ-2 Yazan:Onur ÇOBAN 2.2.1.Televizyon Reklamlarının Tarihi 2.2.1.1.Dünyada Televizyon Reklamlarının Tarihi Tarihi Eski Yunan ve Roma dönemine dayanan reklamlar televizyonun icadında beri görsel yayıncılığın en önemli konularından biridir. İlk düzenli TV yayınının İngiltere’de 1936,ABD ise 1939 yılında gerçekleştiği düşünüldüğünde görece henüz çok yeni bir konudur.(Öngören ve Avşar,2003:18). 1930’lardaki tüm dünyayı etkisi altına alan büyük ekonomik bunalımın varlığı ve televizyonun bir iletişim aracı olarak yeni oluşu reklamcılık konusunda fazla bir gelişme olmamasına neden olmuştur.Ardından gelen 2.Dünya Savaşı ve onun getirmiş olduğu yıkıma rağmen 1940 ve 1950’lerde televizyon Reklamcılığı büyük bir gelişme göstermiştir.(Avşar ve Elden,2004:13) Bu dönemde reklamlara ayrılan bütçeler büyümüş ileride re...

ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ-3

Not:Lütfen Başı için diğer bölümleri okuyunuz. ------------------------------------------------- ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ-3 Yazan:Onur ÇOBAN 3.bölüm: çocuk-reklam-marka etkileşimi 3.1. hedef kitle kavramı Televizyon reklamları hazırlanırken reklam verenler hedef kitle belirlemesi yapmakta ve reklam ajansları buna göre elde edilen veriler ışığında reklamları üretmektedirler. Hedef Kitle kavramı,bir televizyon yapımcısının,bir televizyon kuruluşunun yada bir program veya reklam veren sponsorun mesajlarının amacına ulaşması için en önemli gördüğü izleyici kümelerini ifade etmektedir.(Kars,2003:15) Reklamlar hedef kitleye gör hazırlanır.Bunun nedeni reklamdaki ürünün belirlenen hedef kitle tarafından satın alacağı kabul edilmesidir.(Yolcu,2001:29) Hedef kitle belirlenirken firmanın ulaşmak istediği ve ürünü kullanabilecek olan kişilerin yaş,meslek,cinsiyet,gelir düzeyi,medeni durumu,eğitim düzeyi ve yaşadığı coğrafi yer gibi d...

ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ-4

Not:Lütfen Başı için diğer bölümleri okuyunuz. ------------------------------------------------------- ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ-4 Yazan:Onur ÇOBAN 5.bölüm:bulgular ve yorum 5.1. TV’de Çocuklara sunulan markaların yorumlanması Televizyondaki programların izleyici profillerinin belirlenmesi çok önemlidir.TİAK tarafından belirlendiği üzere 5-11 yaş grubunun şubat ve mart 2007 tarihleri arasında en çok izlediği programlar Acı Hayat ve Kurtlar Vadisi Pusu’dur.Çocuklar için hazırlanmayan bu dizilerin çocuklar tarafından da izlenmesi reklam stratejisinin belirlenmesi açısından yanlış sonuçlar doğurabilmektedir. Bu iki dizide yayınlanan reklamlara bakıldığında çocukların tüketimine yönelik reklamların çok az sayıda olduğu gözükmektedir. 5.1.1.Çocuklara sunulan markalardan çocuklara yönelik olan ürünler Araştırma kapsamında değerlendirilen Acı Hayat ve Kurtlar Vadisi Pusu adlı programlarda şubat-mart 2007 tarihlerinde gösteril...

ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ-5

Not:Lütfen Başı için diğer bölümleri okuyunuz. ------------------------------------------------------- ÇOCUKLARA YÖNELİK MARKALARIN ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİNİN ÖLÇÜMLENMESİ-5 Yazan:Onur ÇOBAN 5.2.Çocuklarla yapılan araştırmanın değerlendirilmesi 20 çocukla yapılan araştırma sonucu elde edilen veriler şunlar olmuştur: -Televizyonda izlediğiniz reklamlardan hatırladıklarınız nelerdir? Çocuklar bu soru karşısında iki türlü yanıt vermişlerdir.Bazıları sadece genel olarak bir tür belirtmiş diğerleri ise bununla beraber marka isimlerini de söylemişlerdir. Çocuklar kategori olarak,Telefon reklamları,Çocuk reklamları,çikolata reklamları,Çocuk bezi reklamları,deterjan reklamları,Beyaz Eşya reklamları,Sucuk reklamları,Diş fırçası ve diş macunu reklamı, Otomobil reklamları, Elektronik eşya reklamını izlediklerini belirtmiştir. Marka belirtenler ise Dido,Kitkat,Sütaş, nesquik gibi kendilerine yönelik ürünleri belirtirken Kosla,İpek mobilya, Turkcell, Uhu,Göz grup, Arçelik, İstikbal, Puma...