Kayıtlar

Eylül, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

FİLM VE GERÇEKLİK

FİLM VE GERÇEKLİK Film ve gerçeklik, sinemanın ilk yıllarından beri tartışılan bir konudur. Bu tartışmanın en can alıcı noktalarından biride filmin bir sanat olup olmadığı sorunudur. Filmin, resim, müzik ve yazın gibi “sanatsal sonuçlar üretmek için kullanılabilecek ama bu amaçla kullanılması zorunlu olmayan bir araç olması” birçok tartışmaya neden olmuştur. Filmi gerçek dünyanın mekanik bir yansıması olarak gören kimi çevreler, sinemanın sanat olarak nitelendirilmesine karşı çıkarlar. Oysa bunun tersini ortaya çıkarmak için, film sanatının işleyiş ilkelerini ortaya koymak yeterlidir. Bu ilkeler kısaca şunlardır: -Cisimlerin Düz Bir Yüzey Üzerine Yansıtılması: Bu konuda görüş açısı çok önemlidir. Örneğin bir küp düşünelim.Gözümüz veya kamera merceği bu küpe tam karşıdan baktığında sadece onun 2 boyutunu seçebilir.Bu yüzden onu bir küpten çok bir kare olarak isimlendirebiliriz. Oysa küpün diğer kenarlarını görebilecek en doğru açıyı bulmak her zaman daha önemlidir. Kamerada bu açıyı ara...

İNTERAKTİF SANAT

İNTERAKTİF SANAT İnteraktif sanat,günümüz dünyasında oluşan yepyeni bir sanat anlayışı olarak gözümüze çarpmaktadır.Yüz yıllardır varolan çeşitli sanat akımları ve farklı sanat görüşlerinin yanında oldukça değişik olarak kabul edilebilen bu sanat karşılıklı etkileşime dayanır. Web art,net-art,interaktif etkileşim gibi kavramları bünyesinde barındıran interaktif sanat,günümüzde hızla gelişen teknolojiyi kullanmaktadır.Özellikle İnternet bu sanat akımının medium’unu oluşturmaktadır.İnteraktif sanatta sadece sanatçı değil onu izleyenlerinde katkısı vardır.İnsanlar bir web sitesini kullanarak bu sanat eserlerine doğrudan katılım sağlayabilir. Özellikle İnternet’te gelişmekte olan net-art,içinde bazı avantajlar barındırmaktadır.Örneğin sansürün olmaması(veya en az seviyede olması)sanatçıların özgürce hareket etmesine imkan tanımıştır.(1)Bir yazarın kitabını yazarken sansüre takılır mı diye düşündüğü günümüzde bilinen bir gerçektir.Oysa interaktif sanat eserleri oluşturulurken yer aldığı...

SANAT NEDİR?

SANAT NEDİR? Sanatın ne olduğunu anlamak için sıkça karşımıza çıkan şu soruyu cevaplamak gerekir.Sanat sanat için midir yoksa toplum için mi?Özellikle lisede edebiyat derslerinde sıkça karşımıza çıkan bu soru, günümüzde olduğu gibi geçmişte de sanatın tanımı için çok önemli bir rol oynamıştır. Bir eserin sanat olarak kabul edilmesi için en önemli şeylerden biri farklı olmaktır.Herkes eline kağıdı alıp resim yapabilir ancak farklı çizim tekniklerine sahip olan eser hemen kendini diğerlerinden ayırır. Özgünlük sanat eserleri için olmazsa olmazlardandır.Özgün bir eser tek başına sanat eseri olmaya yetmez.O işte belli bir çabanın bulunması çok önemlidir.Resim ve müzikte üstün körü yapılmamış eserler hemen dikkat çeker. Resim ve müzik gibi sinema da sanatsal bir film nasıl olur sorusu vardır.Işık,ses ve kurgu gibi bazı öğelerin yerinde ve düzgün kullanımı sanat için çok önemlidir.Belli bir emeğin ve özenin harcanması,insanlara bir takım duygu ve düşüncelerin aktarılması bana göre bu...

NAM JUNE PAİK-CHARLOTTE MOORMAN

Resim
-Nam June Paik- Kore doğumlu Nam June Paik 1950'lerde Almanya'ya yerleşmeden önce Japonya'da müzik ve sanat tarihi okumuştur. Almanya'da John Cage ile tanışmış ve onun etkisi altına girmiştir. Gösteri yapıtların birçoğu ya Cage'e adanmıştır ya da fiziksel olarak Cage'le birlikte ya da ona yönelik bir eylemi içerir.Cage'in, iki makaralı teyp ve radyo frekansları gibi teknolojik meraklarını devralıp daha ileri götürerek gösterilerine TV ve videoyu da katmıştır. Nam June Paik,fluxus akımının bir temsilcisidir.Aslında fluxus’a bağlı olanlar gibi o da bunu bir sanat akım olarak değil,toplumsal bir hareket olarak görmektedir.Tokyo Üniversitesinde müzik eğitimi almış olması(1)ilerdeki sanat yaşamını derinden etkilemiştir.Paik, video sanatının kurucularından biri olarak kabul edilebilir.1965 yılında Paik,daha önce ekranda anlaşılabilir bir görüntü akımını,televizyondaki görüntünün yüzeyine bir mıknatıs tutarak değiştirmiştir.Sonuçta ortaya çıkan görüntü çizgi rom...

FRANKFURT OKULU

FRANKFURT OKULU Frankfurt okulu,1930’larda Almanya’da kurulan ve eleştirel bir Marksizm kuramının ortaya atıldığı bir okuldur. 1923’te Sosyal Araştırma Enstitüsü adıyla kurulan okulun başında profesör Carl Grünberg bulunuyordu.(1)Bu dönemde enstitünün asıl çalışma konuları siyasal iktisat ve sosyalist hareketler tarihiydi.1930’da emekliye ayrılan Grünberg’in yerine Frankfurt Okulunun asıl görüşlerinin temelini atan Max Horkheimer gelmiştir.Bu dönemde okulun çalışma alanı oldukça gelişti.(siyaset,hukuk,felsefe vs.) Bu dönemde Thedor Adorno,Herbert Marcuse,Erich Fromm,Walter Benjamin,Otto Kirchheimer gibi düşünürler okula dahil oldu.Okulda çeşitli dönemlerde yayımladıkları eserlerde düşüncelerini açıklamışlardır.Horkheimer,amaçlarının çeşitli bilimlerin yöntemlerini bugünün toplumunun çelişkilerine uygulamak ve toplumsal yaşamın değişmesi açısından önem taşıyan bir kavramsallaşmaya ulaşmak olduğunu açıklamıştır.(2) Okulun ortak düşüncesi Marksizm’in yenilenmesidir.Frankfurt okulu üyeleri...

Hikaye Anlatıcısı

HİKÂYE ANLATICISI Deneyim hikâye anlatıcıları için oldukça önemlidir. Tarihte 2 tür anlatıcı var olmuştur. Bunlardan biri yerleşik çiftçi, diğeri gezgin tüccardır. Bu iki tür tarih boyunca farklı anlatma yetilerini gerçekleştirmiştir. Matbaanın ortaya çıkmasıyla roman sanatı ortaya çıkmıştır. Bu hikâye anlatıcılığına büyük bir darbe vurmuştur. Çünkü roman geleneksel anlatı türlerinden(hikaye, destan vs.)oldukça farklıdır. Bunun nedeni sözlü kültürle ilişkisinin olmamasıdır. Hikaye anlatımı deneyimle ilişkili olmasına rağmen romancı kendini dış dünyadan soyutlayabilir. Hikaye anlatıcılığına darbe vuran bir diğer sorun ise enformasyonun artık çok kolay bir şekilde insanlara ulaşabilmesidir. İletişim ağlarındaki bu artış anlatıcılığa büyük yaralar aldırmıştır. Hikaye anlatıcısının dinleyicileri birbirleriyle ilişki halindedirler. Oysa roman okurları kendi başlarınadır. Çoğu roman okuru romanı kendi hikâyesiymişçesine benimsemektedir. Ölüm hikaye anlatıcısının en önemli teminatıdır. Hikaye...

FARS

FARS Bir komedi türü olan Fars, kalıplaşmış karakterlere, kaba bir mizah anlayışına, olamayacak durumlara ve de gereğinden fazla abartıya yerme anlayışına dayanır. Kaba tiplemeleri ve inandırıcılıktan uzak olay örgülerinden ötürü,çoğu entelektüel aydın tarafından zayıf bir tür olarak değerlendirilir.Buna karşı Slapstick komedi anlayışı gibi halk tarafından oldukça beğenilmektedir. Farsın kökenleri Eski Yunan ve Roma tiyatrosuna, Aristophanes ile Plautus'un komedilerine ve kalıplaşmış belli tiplerle abartılı durumların ele alındığı fabula Atellana) adlı ilk İtalyan oyunlarına dayanır. Fars terimi ilk kez 15. yüzyılda Fransa'da, tek bir eğlence biçimi içinde yer verilen palyaçoluk, akrobasi, gülünçleştirerek taklit etme, kaba saba şakalar gibi öğeleri tanımlamak amacıyla kullanılmıştı. Bunlar önceleri, dinsel oyunların arasına sıkıştırılan doğaçlama bölümlerdi. Daha sonraki yıllarda bu oyunlardan sıyrılarak bağımsız oyunlar haline geldi.Bu yapıtlardan günümüze gelen en önemli ese...

Onur Çoban Kısa filmleri

Yönetmen Onur Çoban'ın görev aldığı kısafilmlere ulaşmak için; http://onurcoban.blogspot.com adresine bakabilirsiniz. Önerilen bu sitede ödüllü kısafilm "Umarsız Gözyaşı" ile "portre","bekleyişin gölgesi" gibi diğer kısafilmlerde yeralmaktadır. Ayrıca Cihan Kardeşler ve Duygu Derun'la ortak hazırlanan "Keder" ve "Ben" gibi diğer kısa filmlerde aynı siteden ulaşılabilinir. Sürekli güncellenen site için görüş ve önerilerinizi bildirebilirsiniz. Not: Alternatif olarak www.onurcoban.com adresinide kullanabilirsiniz.

Brecht Estetiği

1-Naivete: gerçeğin ardındaki gerçek daha doğrusu görünenin ardındaki gerçek.Epik tiyatroda seyirci karşısına çıkarılan yapıtın konusu,insanlar arasındaki toplumsal ilişkilerden oluşan bir örgüdür.Olağandışı bir gözle görülmediği sürece alışılmadık bir nitelik taşıyan böylesine bir yapıtın kavranılması düşünülemez. 2-Mesel çalışması:bir yapıtın sahneye konma sürecinin ilk aşamasıdır.geleneksel tiyatrodaki yönetmenin kafasında oluşan yoruma karşıt olarak ekibin tümününortaya çıkarması gereken analiz çalışmadır. 3-Epizotik anlatım:epik kavramından türetilmiştir.epizotik anlatımda seyircinin ilgisi;oyunun yürüyüşü üzerine çekilir,her sahne kendisi için vardır,olay eğriler çizer,olaylar sıçramalıdır, 4-Gestus:Bütün üretim sürecinde sürdürülmesi gereken naiv tutumun oyunculuk düzeyindeki ifadesidir.Sözü ifade edecek davranış yerine sözün arkasındaki görünmeyen anlamı gösteren davranış. 5-Yabancılaştırma:bir olayı yada karakteri yabancılaşırmak demek,onu öncelikle kendiliğinden anlaşılırlığı...

HYPERTEXT

HYPERTEXT 20.yüzyılda ortaya çıkan alternatif eserlerde sıklıkla görülen hypertext veya hipermetin özellikle dijital teknolojinin ilerlemesiyle oldukça gelişmiştir. Hipermetin Video teknolojisinin dijitale geçişinde bir adımdır.Özellikle açık yapıttan beslenen hipermetinler etkileşimli ve hareketli yapıtların özelliklerini de taşırlar. Özellikle internet sitelerinde sıklıkla kullanılan bu yapıtlar da birden fazla görüntü veya metin yer alır.İzleyici kendi seçtiği metini okur ve onunla etkileşime girer.Bunun yanın da (internet için konuşursak) alt yazılar ve yan tarafta yer alan pencereler monitörde gözükmektedir.Bunun gibi çok sayıdaki metin bir arada yer alır. Onur Çoban

Açık Yapıt

AÇIK YAPIT Klasik anlatım tarzının çok dışında olan açık yapıt, özellikle edebiyatta kendini göstermiştir.Bununla beraber gelişen teknolojiyle birlikte yeni “ortamlar” edinen açık yapıt tarzı eserler son yıllarda internette sıklıkla yer almaya başlamıştır. Okuyucu ile buluştuğunda ortaya çıkabilecek alternatif anlamları kapatmaya çalışmadan ve sadece tek bir anlamın var olmadığı metinlere Açık yapıt denilir.Açık yapıtlar kolayca elde edilen anlamlardan vazgeçmiş, tersine zengin ve karmaşık okumalar olanak sağlayan metinler haline gelmişlerdir.Eco’nun ünlü eseri olan Açık yapıt’ta 3 türlü okumadan bahsedilmiştir.Bunlar 1. Yazarın Okuması 2. Okurun Okuması 3. Yapıtın Okuması Yazarın okuması,yazarın ortaya koymak istediği anlam;okurun okuması,okuyucuların kendi çıkardıkları anlam;yapıtın okuması ise eserin kendi kendisine oluşturduğu anlam olarak değerlendirilebilir.Bu tür alternatif okumalar açık yapıtların olmazsa olmazlarındandır. Onur ÇOBAN