Kayıtlar

Ekim, 2008 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

1984 (Roman ve Film Karşılaştırması)

Resim
1984 (Roman ve Film Karşılaştırması) 1- ROMANIN ADI: Bin Dokuz Yüz Seksen Dört YAZARI: George Orwell YAZIM YILI:1949 TÜRKİYE’DE Kİ YAYIN EVİ: Can Yayınları BASIM TARİHİ:1984(Birinci basım) 2004(Yedinci basım) YAZARI: George Orwell(1903–1950) İngiliz romancısı ve denemecisi olan George Orwell,1903 yılında Hindistan’da doğmuştur.1922 yılında öğrenimin tamamladıktan sonra Birmanya’ya giderek İmparatorluluk polis teşkilatı’na girmiş,1928’de teşkilattan istifa etmiştir.1933’te buradaki anılarını “Birmanya Günleri” adı altında yayınladıktan sonra aynı yıl “Paris ve Londra Gezintileri” adlı kitabı yayınlanmıştır. Komünistlerin safında İspanya iç savaşına gönüllü olarak katılan Orwell 1938’de yazdığı “Katalonya’ya Saygı” adlı yapıtında o günlerini anlatmıştır. Ardından 1945 yılında Hayvan Çiftliği’ni yazmış, Fabl tarzı bir eser olan bu yapıtta Stalin’i eleştirmiştir.1949 yılında son kitabı olan bin dokuz yüz seksen dört’ü yazmış, bu kitabında gelecek hakkındaki karamsar görüşlerini dile getirm...

The man who shot Liberty Valance

Resim
The man who shot Liberty Valance 1962 yılında John Ford tarafından çekilen başrollerini james stewart,john wayne,vera miles ve lee marvin in oynadığı unutulmaz western. Ford gibi klasik westernlerin babası sayılacak bir yönetmen tarafından resmen western ve vahşi batı kültürünün bir eleştirisi olar ak görülebilir bu film. Aslında yeşilçamda da sıklıkla gördüğümüz bir konu üzerine şekillenmiştir film.Doğudan (bizde batı) yani gelişmiş başkent bölgesinden; az gelişmiş, silahın kanunun önüne geçtiği batıya (bizde doğu) gelen idealist bir kişinin bir kasabada yaşadıkları... İdealist avukatı canlandıran Stewart,hukukun üstünlüğünü savunmasına karşın; Wayne'in oynadığı rol daha çok vahşi batının kurallarının bu olduğunu bilen bir kişidir.Adıyla tezat oluşturan Liberty Valance bölgede zengin sürü sahipleri adına zulum işlemektedir... Filmdeki ayrıntılar çok önemlidir.Zencilerin bara alınmak istenmemesi(ve Wayne nin buna karşı çıkması),kadınların okuma yazma bilmemesi hatta buna gerek bil...

Rus Devrim Sineması

Resim
Rus Devrim Sineması Sinema 20. yüzyıla damgasını vurmuş en önemli olaylardan biridir.Gelişimi birkaç yüzyıla dayanan ancak 19. yüzyılda fotoğrafın bulunmasıyla hız kazanan, hareketli resimler düşüncesi ,özellikle 1850’lerden sonra yavaş yavaş ortaya çıkmıştır.Çeşitli bilim adamlarının icatlarıyla gelişen bu yeni teknoloji bilindiği üzere, Lumiere Kardeşler ile birlikte günümüzdeki anlamıyla Sinema adını almıştır. İlk yıllarında özellikle Fransa’da gelişen sinema bir çok yönetmen yetiştirmiştir.Bu dönemde Lumière kardeşlerden başka,Charles Pathé, George Méliès, gibi insanlar sinemanın gelişimine büyük katkıda bulundular.Bu kısa emekleme döneminden sonra Almanya başta olmak üzere çeşitli ülkeler sinemayı benimsediler ancak 1.Dünya Savaşı’nın yarattığı yıkıcı etki ve artan ekonomik krizler sinemayı da derinden etkiledi.İşte bu dönemde gerçekleşen büyük bir toplumsal hareket olan Rus Devrimi ve orada yaşayan çeşitli yönetmenlerin katkısıyla sinemada bu gün bile kullanılan çeşitli kuramlar...

SLAPSTİCK

Resim
SLAPSTİCK Slapstick, bir komedi türü olarak sinemada gözümüze çarpar. Birçok örneğe sahip olan bu tür komedi birçok bakımdan klasik güldürüden ayrılır. Genellikle şiddet içeren canlı eylemler, kaba mizah, saçma durumlar yoluyla seyirciyi güldürmeye çalışan bir türdür. Son yıllarda sinemada etkisini gösteren bu tür çağlar boyunca sahne sanatlarında etkisini göstermiştir. Seyirci tarafından çok beğenilen bu tür günümüzde olduğu gibi bazı aydınlar tarafından eleştirilmiştir. Slapstick türü güldürülerde oyuncunun önemi büyüktür. Oyun¬cunun sadece güldürüp eğlendiren biri değil, çoğu zaman bir akrobat, tehlikeli sahneleri canlandıran bir oyuncu, rahat hareket eden kusursuz bir zamanlama ustası, yani bir tür sihirbaz olması beklenir. Slapstick komedisinin çekiciliği her zaman dizginsiz şiddet öğesinden kaynaklanmıştır. Türün adı da, temel silahlanandan biri olan "şakşak"tan (slapstick) gelir. Şakşak (ya da ortaoyunundaki pastav), bir uçtan tutturul¬muş iki tahta parçasından oluşan ...

Roman Sanatı

ROMAN SANATI Roman, batı medeniyetlerinin ürettiği en büyük sanatlardan biridir. Günümüzde de roman sanılanın aksine krizde değildir. Yeni anlatım teknikleri, farklı üsluplar ve konular roman sanatını sağlıklı, neşeli ve uzun ömürlü kılmaktadır. 1970–80 arasında roman Türkiye 1930’lardan itibaren şehirleşmeye başladığı halde bir köy edebiyatı hep var olmuştur. Bunun temel nedenlerinden biri 1960’larda solun yükselmesidir. Yazar(Orhan Pamuk) beklide ilk burjuva hayatını anlatan romanları yazan kişidir. O, İstanbul Nişantaşı’nda ki varlıklı insanların romanını yazmış, bu nedenle kendini kabullendirememe sorunuyla karşı karşıya kalmıştır. Roman ve kişisel alem Türk romanında geleneksel olarak hep aynı konular işlenmiştir. Okuyucuların aklına gelmeyen hiçbir şey romanda yer almamaktadır. Bu Türk romanına zarar vermektedir. Bu tarz yazarlara göre dünya yorumlanacak bir yer değildir. Onlara göre zaten her şey açıktır. Yapılması gereken sadece bu dünyaya yeni kahramanlar yerleştirmektir. Orha...

Radyo Yayıncılığı ve Radyoda Etik-1

(Etik dersi ödevinden bir bölüm) 2.1-Temel Kavramlar 2.1.1.Radyo’nun Tanımı Çeşitli şekillerde tarif edebileceğimiz radyo en temel anlamıyla kitle haberleşme araçlarından biridir.Daha detaylı bir tanımla radyo,hemen hemen bütün sanat dallarının ve haberleşme yollarının birleşimidir.(1) Radyo’nun kelime anlamı ise elektrik dalgalarının özelliğinden yararlanarak seslerin iletilmesi sistemidir.(2) Tüm dünyada birbirine yakın söylenişe sahip olan radyo kelimesi,İngilizce Radio;Almanca ise Rundfunk olarak adlandırılır. 2.1.2.Radyo Yayını Radyo Yayını,sesin elektromanyetik dalgalar aracılığı ile,topluma,bir vericiden özel alıcılar ile aktarılmasıdır.(3) Çeşitli Radyo yayınları mevcuttur.Bunların en önemlileri:FM yayınlar,Kısa dalga yayınlar,uydu yayınları,Polis radyosu yayınları,radar yayınları vs... 2.2.Radyo’nun Tarihçesi 2.2.1.Dünyada Radyonun Gelişimi Radyo’nun gelişimi bu cihazın icat edilmesinden çok öncelere dayanır.Bunun nedeni sesin kayıt edilebilmesi ve taşınması için yapılan çalı...

Radyo Yayıncılığı ve Radyoda Etik-2

(Etik dersi ödevinden bir bölüm) 2.3.-Radyo’nun Amacı 2.3.1.Genel Olarak Radyo’nun Amacı Radyo diğer kitle iletişim araçları gibi topluma karşı sorumlulukları olan bir haberleşme aracıdır.Bu nedenle Türkiye’de ve dünyada,yazılı veya sözlü bazı amaçlar gütmektedir. Radyonun sorumlulukları ve mesleki etik anlayışı incelendiğinde bazı maddeler gözümüze çarpar.Özel radyolar için çok geçerli olmasa da,ülkemizde TRT bazı temel amaçlar belirlemiştir.Bunlar: (2) a) Programların birbirini tamamlayacak ve dinleyiciye seçme hakkı tanıyacak şekilde, birden fazla radyo ile bütün yurt sathına yayılmasını, sınır bölgelerimizde yaşayan va¬tandaşlarımızın bu programları dinlemelerini öncelikle sağlamak, b) Türkiye Cumhuriyeti Devletini, zengin kültürünü, tarihi değerleri hayat şekli, düşünceleri, duygulan ve hoşgörüsü ile kendi insanımıza tanıtacak, ülkemiz aleyhine düzenlenecek yabancı yayınların etkisini silmeye yönelik, inandırıcı, öğretici ve ilgi çekici programlar yapmak, c) Yurt içinde yapılacak ...

Radyo Yayıncılığı ve Radyoda Etik-3

(Etik dersi ödevinden bir bölüm) 2.4.2.Radyo’da Etiğin Değerlendirilmesi Yukarda belirtmiş olduğumuz etik anlayışını peki kim değerlendirir?Bu aslında çok tartışılan bir konudur.Bir çok yayıncı bunu kuruluşun yayın politikasının belirlemesi gerektiğini söyler.yaygın bir düşünce ise izleyici/dinleyici profilinin bunu belirlemesidir.Gerçektende belli bir yaş aralığında veya farklı kültürlerden gelen kişiler farklı etik anlayışı belirlerler.Bu nedenle ortak bir etik anlayışı belirlemek en doğrusu olacaktır. Tüm bu görüşlerin çoğu zaman yaptırımsız kalması doğaldır.Bu gibi durumlarda yasal bazı düzenlemeler devreye girer.TRT için kendi kuralları mevcuttur.Özel radyo yayınları ise yasalarda belirtilen davranışlara uymak zorundadır.Bu yasalar çerçevesinde bir yayının etik değer taşıyıp taşımamasını RTÜK kontrol eder.Çeşitli yaptırımlara sahip olan bu kurumun dışında meslek geleneği gibi kurumların kendi otokontrol mekanizmaları vardır. 2.4.3.Radyonun Topluma Etkisi Etik anlayışını irdelerken...

Gotik

-GOTİK- Bir sanat akımı olan gotik,özellikle resim,mimari ve heykel sanatlarında etkisini göstermiştir.Bunun dışında da birçok sanat dalına katkı sağlayan bu akım 13. ve 14. yüzyıllarda Fransa,İngiltere ve Almanya’da etkisini göstermeye başlamıştır. Rönesans’a kadar süren bu akımın en büyük özellikleri;canlı imgeler,büyüklük duygusu,zengin bezemeler ve mistik dinsel coşkudur.Ayrıca yapılan eserlerde sivri kemerler gibi birçok karakteristik özelliğe sahiptir.Gotik mimarlık öğeleri ortaçağ katedrallerine yükseklik duygusu ve zariflik kazandırmıştır. Müzik ve sinema sanatlarında da, özellikle günümüzde, gotik akımının getirdiği bazı özellikleri görebiliriz.Özellikle korku filmlerinde sağlanmak istenen mistik atmosfer,gotik tarzda hazırlanan dekorlarla sağlanabilir. Onur Çoban

Double Indemnity / Çifte Tazminat

Resim
Double Indemnity Türkçesi "Çifte Tazminat" olan film noir klasiği. 1944 yılında Billy Wilder tarafından çekilmiş olup başrollerini Fred Macmurray,Barbara Stanwyck,Edward g. Robinson paylaşmışlardır. Çifte Tazminat,1940lı yılların vazgeçilmezi olan kara filmler içinde belkide en başarılı olanlarından biridir.Film, mutsuz bir evlilik geçiren Phyllis Dietrichson (femme fatale) ile ona aşık olan Walter Neff'in beraber bir cinayet işleyip buna kaza süsü verme çabalarını anlatır.Buradaki amaçları Walter'ın çalıştığı sigorta şirketinden yüklü miktarda para almaktır.İşte tam bu noktada Çifte Tazminat devreye girer.Sigorta poliçesindeki bir maddeye göre alışılmadık bir kaza sonucu ölen kişinin yakınlarına Çifte Tazminat ödenmektedir.İki sevgilide bu çifte tazminatı alabilmek için Phyllis'in kocasını öldürüp onun bir tren kazası geçirdiğine herkesi inandırmak isterler.Ancak Walter'ın yakın arkadaşı ve sigorta şirketinin en iyi sigorta dedektifini(Edward g. Robinson) geç...

Citizen Kane / Yurttaş Kane

Resim
Citizen Kane / Yurttaş Kane ABD rüyasının bir eleştirisi diyebileceğimiz bu film birçok eleştirmence gelmiş geçmiş en iyi film olarak değerlendirilmektedir.Konusu kısaca bir medya şirketin sahibi olan Kane'in dünyanın en büyük medya devi haline gelmesi ve ölümünde söylemiş olduğu ünlü "rosebud" kelimesinin ne olduğunun bulunması,olarak değerlendirilebilir. Rosebud'ın ne olduğu araştırılması filme bir dedektiflik unsuru katmaktadır.Belki de filmin izleyiciyi kazanmasına neden olabilecek tek unsur da budur. Rosebud'ın ne olduğu yıllardır araştırılmakla beraber,filmin sonunda anladığımız kadarıyla bunun Kane'in unutamadığı çocukluğu olduğunu söyleyebiliriz.Kane,yıllar boyunca zenginleşmiş,istediği herşeyi,herkesi elde edebilir duruma gelmiştir.Ancak hiçbir zaman çocukluğundaki kadar mutlu olamamıştır.Para ve hırs,Kane'in karakterini bile değiştirmeye başlamıştır.Eskiden arkadaşlarıyla mutlu,işçilerine dost olan bu kişi zamanla para hırsına kapılmış kapitalist...

HİKÂYE ANLATICISI

HİKÂYE ANLATICISI Deneyim hikâye anlatıcıları için oldukça önemlidir. Tarihte 2 tür anlatıcı var olmuştur. Bunlardan biri yerleşik çiftçi, diğeri gezgin tüccardır. Bu iki tür tarih boyunca farklı anlatma yetilerini gerçekleştirmiştir. Matbaanın ortaya çıkmasıyla roman sanatı ortaya çıkmıştır. Bu hikâye anlatıcılığına büyük bir darbe vurmuştur. Çünkü roman geleneksel anlatı türlerinden(hikaye, destan vs.)oldukça farklıdır. Bunun nedeni sözlü kültürle ilişkisinin olmamasıdır. Hikaye anlatımı deneyimle ilişkili olmasına rağmen romancı kendini dış dünyadan soyutlayabilir. Hikaye anlatıcılığına darbe vuran bir diğer sorun ise enformasyonun artık çok kolay bir şekilde insanlara ulaşabilmesidir. İletişim ağlarındaki bu artış anlatıcılığa büyük yaralar aldırmıştır. Hikaye anlatıcısının dinleyicileri birbirleriyle ilişki halindedirler. Oysa roman okurları kendi başlarınadır. Çoğu roman okuru romanı kendi hikâyesiymişçesine benimsemektedir. Ölüm hikaye anlatıcısının en önemli teminatıdır. Hikaye...

EUROPA

Resim
Europa —Yönetmenliğini Lars von Trier’in üstlendiği europa adlı film 1991 yılında çekilmiştir. —Konusu: 1945 yılında ikinci dünya savaşının sona ermesiyle birlikte Almanya müttefik kuvvetlerce işgal altındadır. Alman asıllı bir ABD’li olan Leopold Kessler yıkıma uğrayan Almanya’ya yardım etmek isteyen idealist biridir. Burada amcasının yardımıyla Zentropa adlı tren şirketinin de yataklı vagon kondüktör adayı olarak işe başlar. Amcasından öğrendiği ağır iş kurallarına uymaya çalışarak sınav gününü bekleyen Kessler, Katharina Hartmann adlı alman bir kadınla tanışır. Katharina’nın babası Zentropa şirketinin sahibidir. Amacı Alman ulaşım ağındaki gücünü korumaktır. Bunun için ABD’li albay arkadaşı(Alexander Harris) ile birlikte kendini aklamak için çabalar. Katharina ile yakınlaşmaya başlayan Kessler, savaş taraflarıyla arasında tarafsız kalma isteğini koruyamamaya başlar. Çünkü Katharina “kurt adamlar” olarak bilinen NAZİ güçlerinden biridir. Katharina ile evlendikten sonra kurt adamların...

Dogma 95

DOGMA 95: —“Dogma 95 tarafından belirlenen kurallar: 1. Çekimler stüdyo dışında yapılmalıdır. Sahne donanımı ve setler içeri taşınmamalıdır. (Hikaye özel bir sahne donanımı gerektiriyorsa, stüdyo dışında bu donanıma uygun bir mekan seçilmelidir.) 2. Ses, kesinlikle görüntülerden ayrı olarak üretilmemelidir ya da tersi. (Sahne içinde üretiliyor olmadığı sürece müzik kullanılmamalıdır.) 3. Kamera, el kamerası olmalıdır. El kamerasıyla elde edilecek hareketlilik ya da hareketsizlikler serbesttir. (Film, kameranın durduğu yerde çekilmemeli; kamera filmin olduğu yerde olmalıdır.) 4. Film, renkli olmalıdır. Özel ışıklandırma kullanılamaz. (Eğer çekilecek olan sahnede filmin pozlandırması için çok az bir ışık söz konusuysa, sahne kesilmeli ya da tek bir lamba kameraya iliştirilmelidir.) 5. Optik numaralar ve filtreler kesinlikle yasaktır. 6. Film, gelişigüzel aksiyon içermemelidir. (Öldürme, silahlar, vs. bulunmamalıdır.) 7. Zamansal ve coğrafi yabancılaştırmalar yasaktır. (Kısaca film, şimdi...